Üzüntü, Muz kabuğu ve J.D. SALINGER

Kötü giden bir günün sonunda bazen de iyi uyanmadığım sabahlarda başucumda hep Salinger vardı. Bir kitabı okuyup bitirmek diye bir şey olmadığını düşünürüm, kitap sizinle birlikte yaşar. Kitaptan bir cümle, sizi korkutan bir satır, sizi üzen, duygulandıran, bir şeyler hissettiren bir satır hep yanınızda kalır. Unuttuğunuzu düşündüğünüz bir köşede. Aklınızın. Yaklaşık on senedir Seymour, Esme, […]

Yazın çizdiklerim

drawing blog blogger watercolour

Biraz düzensiz yazıyorum, farkındayım. Ben de buranın ritmine, blog yazmaya alışmaya çalışıyorum. Burada beni sıkan şey, ister istemez okuyucuya yazmamız. Halbuki okura yazmamak gerekir, okur için ama okura yazmamak. Hasan Ali Toptaş’ın Harfler ve Notalar kitabının ilk denemesinde okura bir mektup var. Orada bu mevzudan bahsetmiş biraz. Bu güne kadar yazılmış en güzel mektuplardan biridir […]

Roma

roma blog travel

Uzun binaların sanki iyice daralttığı sokaklarında yürürken kafamı kaldırdığımda gördüğüm pencere pervazları, mart güneşinde camlardan parlayan çiçekler, binaların sarısı, kahverengisi başımı döndürdüğünde saat sabah altıyı beş geçiyordu. Pantehon’un uzun giri silindir yapıları gökyüzüne uzanırken içeri girip o yuvarlak tavana baktığımda büyülendim. Çıktığımda saat 7.30 du. Otel merkeze yakın, sabah ayazında yürüyebildiğim kadar yürüdüm, kafeler açılmaya […]

El yapımı defter

Bugün artık birçok mağazada binlerce defter seçeneği var. Ama bazen istediğiniz kapak, istediğiniz sayfa gramı, istediğiniz tasarım bir arada olmayabiliyor. İstediğiniz malzemeleri seçerek defter yapmak mümkün. Yaklaşık iki sene önce Tiago ile birlikte Susana Gomes’in workshop atölyesinde defter yapmayı öğrenmiştik. Susana 2011’den beri arkadaşıyla birlikte kurduğu bu markayı -şimdi tek başına- yönetiyor. Portekiz paternleri, illüstrasyonları […]

İstanbul, kahveler, üzümler

Siz kalkıp başka bir yerde yaşamaya başlayınca üç şeyin nasıl hızlı değiştiğini fark edersiniz. Siz, şehir, geride bıraktığınız insanlar. Bir heves şehre geri döndüğünüzde ne her yere mantar gibi açılan kafeler, otoparklar, ne de kaldırımların gerçekten hep bu kadar kalabalık mı olduğunu düşündüğünüz zihniniz size yardım eder. Gurbet teması belki de bu yüzden bu kadar […]

Porto

İstanbul dönüşü kafamda hala kalabalık caddelerin hayali ve ağzımda hünkar beğendi tadını anımsayarak artık hepimizin bildiği köşedeki kahveciye geldim. Beş haftadır burada olmadığım için tek garson olan adını bilmediğim arkadaşımla birbirimize daha büyük gülümsedik. Artık Porto yazısı yazmanın vakti geldi diye düşünerek şehri biraz anlatmaya çalışacağım. Güneşin batışını izleyebileceğiniz büyük bir nehiri, merkezden metro ile […]

Bodrum, Marmaris

Beni yaz kadar heyecanlandıran çok fazla şey yok sanırım. Denize girmek bu hayatta deneyimlediğim en iyi şey diye düşünürüm. Güneş, deniz, güneş, deniz, mavi, mavi, mavi, deniz. Sonra karpuz, kavun. Kavunu da çok severim. Bu yaz Bodrum’da bol bol yüzdüm, Marmaris ile tanıştım. Denizi, sarı yeşil koyları, çikolatanın üzerine dökülmüş hindistan cevizi gibi yayılmış ağaçları […]

Çiziyorum

drawing sketchbook

İlk not defterimden çıkan yapraklar birilerini heyecanlandırmış gibi. Hangi kalemleri kullanırım, hangi boyaları tavsiye ederim gibi sorular gelmiş. Öncelikle şunu söylemeliyim ki ben de bu konuda çok yeniyim. Yaklaşık bir yıldır ciddi olarak çizim yapıyorum ve bununla ilgili bir eğitim almadım. Sadece gördüklerimi çizmek konusunda ısrar ettim ve bir süre sonra çizdiğim şeyler hoşuma gitmeye […]

Ben de

Günleri, yılları, bozuk eurolarla türk liralarını, çektiğim fotoğrafları, çöpe atmak için ayırdığım plastikleri ve kağıtları birbirine karıştıyorum. Bazen ikibinonbeş sanki şurada duruyor gibi geliyor, bir bakıyorum onyedi olmuş. İçimden geçen cümleleri birbirine karıştırıyorum, kahveyi sütle karıştıyorum ama şekersiz. Garip ayrıntılarını hayatımın, garip olmayan gerçeklerle karıştırıyorum. Yorganları havlularla yıkayıp, kelimeleri aklımda kaldığıyla yazıyorum. Çiçeklerin toprağına haşladığım […]

Kolera Günlerinde Aşk

sunrise

“Bir gün bu evden gidersem, herkes bilsin ki, dilimin yanmasından bıktığımdandır.” diyen Doktor Urbino’nun haklı isyanını paylaşıyorum. Bir kitapta okuduğunuz ve yalnızca sizin hoşunuza gittiğinizi düşündüğünüz kıyıda kalmış bir ayrıntıyı başka bir romanda görmek, hani o benzersiz his, biliyorsunuz dimi? Bir hikaye anlatacak olsam Doktor Juvenal Urbino’nun dilinin yanmasına bir gönderme yapmak isterdim. Şimdi hangi […]