2017

Kişisel olarak dünyayı şaşırtma gereksinimim olmadı hiç. Böyle yazmış Tim Parks, ne zaman bilmiyorum. Ben geçen sene bu cümleyi okuduğumdan beri şöyle düşünüyorum, aaa benim de kişisel olarak dünyayı şaşırtma gereksinimim olmadı. Hiç diyemem ama uzun bir süredir. Uzun bir süredir dediğim, başka bir yerde yaşamaya başlayınca, bilindik sesleri uzaktan bir daha düşününce kafamda, kendime […]

Sabah üzerine

blog blogger porbisnaz

Yataktan kalkar kalkmaz sabah mahmurluğuyla güneş bugün nasıl doğmuş diye hemen terasa çıkıyorum, çamaşırları toplamışım ama çoraplar hala askıda, üşenmişim, ıslaklar. Yerlerde damla damla, sabahın serinliği yüzüme en çok da ayaklarıma vuruyor. Güneş sağ tarafta, uzaktan belli belirsiz görünen köprünün üzerinden doğacak. Bekliyorum. Çiçekler de uykulu, üşümüşler gibi, ben de üşüyorum, şu hamağı şuradan kaldırayım […]

Nedir bu Urban Sketchers?

İspanyol asıllı gazeteci Gabriel Campaniro’nun 2007 yılında başlattığı bir proje. Campanaro tanıdığı çizim yapan kişileri bir blog oluşturmaya davet edince bir grup insan bu blog üzerinden çizdikleri ile hikaye anlatmaya başlar. Urban Sketchers’lar “See the World, One Drawing at a Time.” mottosu ile hareket ediyorlar. Blogları da zamanla görünürlük kazanınca dünyanın her yerinden binlerce takipçi […]

Nazaré

seyahat gezi türklergeziyor portekiz blog

Yirimi altı yaşıma sandığımdan daha az şeyden emin olarak girdim. Kendim hakkında. Hala naneyi ve mantarı sevip sevmediğimden emin değillim, şehirden sandığım kadar sıkılıyor muyum, dans etmeyi seviyor muyum, camımı tıklatan hüzünler, aniden gelen iç sıkıntısı ya da neşe, kahveyi sütsüz de içebilir miydim, keşke saçlarımı mı uzatsam, aşık mıydım, sinirlenmiş miydim, uyanır uyanmaz ilk […]

John Fante hakkında

Fante okurken durgun bir su üzerinde yürür gibi hissedersiniz. Küfür eder, nefret eder, açık ve anlaşılır bir şekilde yazar, durgun bir suda kayığın yavaşça ilerlemesi gibi Fante’yi okurken nereye gideceğini düşünmezsiniz hikayenin. Onun umutsuzluklarında, umutsuzluklarının içindeki yaşama sevincinde, nefreti, saplantısı ve kaygısızlığı içinde kaybolursunuz. Fante’de baharın gelişini de, bir kadının sokaktan geçişini de aynı yoğunlukta […]

Porto çizimleri

Söylediğim gibi eski defterleri karıştırmaya ve çizimleri yayınlamaya devam ediyorum. Bu eski defterlerimden topladığım farklı zamanlarda yapılmış olan Porto çizimlerim. İlk çizgiyi atmaktan korkmuyorum, kötü görünmesinden korkmuyorum, çizdiğim şeyi berbat etmekten de korkmuyorum. Sadece deneyimliyorum. Metroya yakın, merkezde en çok oturduğumuz kafelerden biri olan Cafe Candelabro. Bu kafenin benim için hikayesi var. Kafe tam köşede […]

Eski defterler

drawing blog blogger watercolour

Çiziyorum. Uçakta, merdivenlerde, sahilde, kaldırımda, parkta, pazarda, sokakta, terasta çiziyorum. Beklerken çiziyorum, bazen de sadece çizmek için dışarı çıkıyorum. Çizerken düşündüğümü unutuyorum, aklıma bazen bir şey geliyor, bazen kafamda birisiyle konuşuyorum. Eylemin kendisi bir kenara, daha sonra çizdiklerime bakmak büyük keyif -çizerken hiç sevmediğimi düşündüğüm sayfalara bile- veriyor. Fotoğrafını çektiğim yerleri unutuyorum ama çizdiğim şeyleri […]

Üzüntü, Muz kabuğu ve J.D. SALINGER

Kötü giden bir günün sonunda bazen de iyi uyanmadığım sabahlarda başucumda hep Salinger vardı. Bir kitabı okuyup bitirmek diye bir şey olmadığını düşünürüm, kitap sizinle birlikte yaşar. Kitaptan bir cümle, sizi korkutan bir satır, sizi üzen, duygulandıran, bir şeyler hissettiren bir satır hep yanınızda kalır. Unuttuğunuzu düşündüğünüz bir köşede. Aklınızın. Yaklaşık on senedir Seymour, Esme, […]